Lefkoşa, CY
24°C
1.5 m/s
88%

Lefkoşa Eski Şehri: Venedik Surları İçinde Neler Görülür?

Güncellenmiş: 2 weeks ago

Eski Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs’ta en iyi yürüyerek keşfedilebilecek yerlerden biridir. Venedik surları içindeki nispeten küçük bir alanda camiye dönüştürülmüş gotik bir katedral, Osmanlı kervansarayları, eski pazarlar, hamam, konaklar, zanaat atölyeleri ve Kıbrıs’taki ilk sosyal konut kompleksi yan yana bulunur. Başlıca turistik yerleri görmek için en az birkaç saat ayırmak gerekir; müzeleri de ziyaret ederseniz neredeyse tam bir gününüzü burada geçirebilirsiniz.

Eski şehir ve Venedik surları

Lefkoşa’yı anlamak için önce haritaya bakmak gerekir. Tarihi merkez, 11 burçtan oluşan neredeyse kusursuz bir halka şeklindeki güçlü tahkimatlarla çevrilidir. Surların toplam uzunluğu yaklaşık 4,5 km’dir.

Tahkimatlar bugünkü görünümüne, Kıbrıs’ın Venedik Cumhuriyeti yönetimi altında olduğu XVI. yüzyılın ikinci yarısında kavuştu. Eski savunma yapılarının Osmanlı İmparatorluğu’ndan gelen artan tehdit karşısında yetersiz olduğu düşünüldü ve surların köklü biçimde yeniden inşa edilmesine karar verildi.

Kentin üç ana kapısı vardı. Günümüzde eski şehrin kuzey tarafında, Girne’ye doğru uzanan yolun başlangıcı olan Girne Kapısı korunmuştur. Eski Lefkoşa gezisine başlamak için en uygun yer burasıdır.

Tarihi merkezin özelliği, burada birkaç komşu sokak içinde bile farklı dönemlerin mirasını görebilmenizdir: Lüzinyanlar, Venedikliler, Osmanlı İmparatorluğu ve İngiliz dönemi.

Girne Kapısı — Girne Kapısı

Girne Kapısı, surlarla çevrili kentin kuzey girişiydi ve Girne yönüne giden yolun başlangıcını oluşturuyordu. Venedikliler buraya Porta del Proveditore adını vermişti.

Başlangıçta kapı, büyük bir sur duvarının parçasıydı; ancak İngiliz döneminde ulaşım araçlarının geçişini sağlamak amacıyla iki yanındaki tahkimat bölümleri söküldü. Bu nedenle bugün küçük tarihi yapı, şehir meydanının ortasında tek başına duruyormuş gibi görünür.

Girne Kapısı, gezinin başlangıcı için elverişli bir noktadır: Eski Lefkoşa’nın turistik yerlerinin çoğuna buradan yürüyerek, neredeyse hiç araba kullanmadan ulaşabilirsiniz.
Konum

Mevlevi Tekke Müzesi

Girne Kapısı’nın hemen arkasında, eski Mevlevi tarikatının dergâhı olan Mevlevi Tekke Museum bulunur.

Mevleviler, dervişlerin kendi eksenleri etrafında döndüğü bir ritüel olan sema geleneğiyle tanınır. Ancak “dönen dervişler” imgesinin arkasında, Celaleddin Rumi’nin öğretisiyle bağlantılı karmaşık bir dinî-felsefi gelenek vardır.

Mevlevi tarikatı Kıbrıs’ta birkaç yüzyıl boyunca varlığını sürdürdü ve Lefkoşa’daki tekke, tarikatın önemli merkezlerinden biriydi. Günümüzde içeride dervişlerin yaşamına, kıyafetlerine, müzik aletlerine ve geleneklerine adanmış bir müze sergisi yer alır.

Komplekste ayrıca Mevlevi şeyhlerinin mezarları da bulunur.
Konum

Samanbahçe — Kıbrıs’ın ilk sosyal konut mahallesi

Girne Kapısı’ndan çok uzak olmayan bir yerde, kolayca gözden kaçabilecek sıra dışı bir turistik yer bulunur: Samanbahçe (Samanbahçe).

Burası bir saray ya da müze değil, tarihi bir yerleşim mahallesidir. Mahallenin oluşturulmasına, düşük gelirli aileler için uygun fiyatlı konut ihtiyacının ortaya çıktığı XIX. yüzyılın sonunda başlandı.

Kompleks, dar ve geometrik olarak düzenlenmiş sokaklar boyunca sıralanan yaklaşık 70 küçük tek katlı evden oluşur. Evler benzer bir plana göre inşa edilmiş ve kırmızı kiremitlerle kaplanmıştır.

Mahallenin merkezinde, başlangıçta bölge sakinlerine su sağlayan ortak bir çeşme bulunuyordu. Samanbahçe, Kıbrıs’taki ilk büyük sosyal konut projesi kabul edilir.

Günümüzde mahalle, öncelikle atmosferiyle ilgi çekicidir. Burası hâlâ bir yaşam alanıdır; bu nedenle gezi sırasında güzel kapıların ve pencerelerin ardında sıradan evlerin bulunduğunu unutmamak önemlidir.
Konum

Venedik Sütunu ve Atatürk Meydanı

Bir sonraki önemli durak, tarih boyunca Sarayönü olarak da bilinen Atatürk Meydanı’dır (Atatürk Meydanı).

Meydanın merkezinde yüksek bir granit Venedik Sütunu bulunur. Sütun, Venedik yönetimi döneminde antik Salamis kalıntılarından Lefkoşa’ya getirildi.

Başlangıçta sütun, Venedik Cumhuriyeti’nin gücünün simgesi olarak dikilmişti. Osmanlı fethinden sonra kaldırıldı; XX. yüzyılın başında, İngiliz yönetimi sırasında yeniden meydana yerleştirildi.

Meydan yüzyıllar boyunca kentin idari merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Bu nedenle çevresinde farklı tarihî dönemlere ait yapılar görülebilir.
Konum

Büyük Han — Lefkoşa’nın başlıca kervansarayı

Büyük Han (Büyük Han, “Büyük konaklama yeri”), Kuzey Kıbrıs’ın en tanınmış tarihî yapılarından biridir.

Kervansaray, adanın Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçmesinden kısa süre sonra, 1572 yılında inşa edildi. Lefkoşa’ya Kıbrıs’ın diğer bölgelerinden ve denizaşırı yerlerden gelen tüccarlar ve yolcular için tasarlanmıştı.

Yapının, iki katlı galerilerle çevrili büyük dikdörtgen bir iç avlusu vardır. Burada toplam 68 oda bulunuyordu. Alt katta depolar, ticari alanlar ve hizmet bölümleri yer alırken, üst kattaki odalar konaklama amacıyla kullanılıyordu.

Avlunun ortasında, abdest almak için kullanılan bir çeşmenin üzerine inşa edilmiş küçük bir mescit bulunur.

Günümüzde Büyük Han, kullanım amacı tamamen değişmiş olsa da yeniden hayatla doludur. Eski odalarda sanatçı ve zanaatkâr atölyeleri, seramik, takı ve hediyelik eşya dükkânları faaliyet gösterir; iç avluda ise kafeler bulunur.

Buraya yalnızca mimariyi görmek için değil, kısa bir mola vermek için de uğramaya değer. Büyük Han, eski şehir gezisi sırasında küçük bir mola için iyi bir yerdir.
Konum

Kumarcılar Hanı

Büyük Han’a sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, bir başka tarihi konaklama yeri olan Kumarcılar Hanı bulunur.

Ünlü komşusundan çok daha küçük olduğu için tamamen farklı bir izlenim bırakır. İç avlu, küçük bölümlerin bulunduğu iki katlı bir galeriyle çevrilidir.

Yapımının kesin tarihi tartışmalı olmaya devam etse de bina Osmanlı dönemine aittir ve Lefkoşa’da korunmuş tarihi hanlardan biri kabul edilir.

Kumarcılar Hanı uzun süre kötü durumda kaldıktan sonra restore edildi. Günümüzde buraya öncelikle mimarisi ve küçük iç avlusu için uğramaya değer.
Konum

Selimiye Camii — Lefkoşa’nın merkezindeki gotik katedral

Selimiye Camii, kuşkusuz Eski Lefkoşa’nın en sıra dışı yapısıdır. İki minareyi zihninizde kaldırdığınızda, karşınızda gerçek bir Orta Çağ Avrupa gotik katedrali belirir.

Başlangıçta yapı gerçekten de böyleydi. Tapınak, Lüzinyan hanedanının yönetimi döneminde Ayasofya Katedrali olarak inşa edildi. Kıbrıs hükümdarlarının taç giyme törenleri de dâhil olmak üzere krallığın en önemli törenleri burada düzenleniyordu.

Lefkoşa’nın 1570 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmesinin ardından katedral camiye dönüştürüldü. İç mekândaki Hristiyan unsurlar kaldırıldı veya değiştirildi ve yapıya minareler eklendi.

Günümüzde burası ibadete açık bir camidir. Ziyaret sırasında dinî mekân kurallarına uyulmalıdır: kapalı kıyafetler tercih edilmeli, girişten önce ayakkabılar çıkarılmalı ve namaz vakitleri dikkate alınmalıdır.

Fransız gotiği ile İslami işlevin birleşimi, Selimiye’yi Lefkoşa’nın çok katmanlı tarihinin en etkileyici örneklerinden biri hâline getirir.
Konum

Bedesten: kilise, pazar ve kültür alanı

Selimiye Camii’nin hemen yanında, yaklaşık bin yıllık bir geçmişe sahip Bedesten bulunur.

Arkeolojik araştırmalar, bu alanda erken dönem Bizans bazilikasının bulunduğunu göstermektedir. Yapı daha sonra birçok kez genişletilip yeniden inşa edildiği için bugün mimarisinde Bizans, gotik ve Rönesans unsurları görülebilir.

Belirli bir dönemde burada Ortodoks bir kilise bulunuyordu. Osmanlı hâkimiyetinin kurulmasının ardından bina yavaş yavaş kapalı bir pazara dönüştü; “bedesten” adı da buradan gelir.

Burada kumaş ve diğer ürünler satılır, farklı dönemlerde mekânlar depo olarak da kullanılırdı.

Kapsamlı bir restorasyonun ardından Bedesten, sergilerin, konserlerin ve diğer etkinliklerin düzenlendiği bir kültür alanına dönüştü. Bununla birlikte ayrı müze bölümüne erişim sınırlı olabilir; bu nedenle yapının içini ziyaret etme imkânını seyahatten hemen önce kontrol etmek daha iyidir.
Konum

Bandabuliya — eski şehir pazarı

Selimiye ve Bedesten’in yanında, Lefkoşa’nın tarihi kapalı pazarı olan Bandabuliya bulunur.

Pazar uzun süre kentin günlük yaşamının önemli bir parçasıydı. İnsanlar buraya sebze, meyve, et, baharat ve diğer ürünleri almak için gelirdi.

Günümüzde Bandabuliya, birkaç on yıl önceki rolünü artık oynamasa da eski şehrin ilgi çekici bir parçası olmaya devam ediyor. İçeride küçük satış noktaları görülebilir, alışveriş yapılabilir ve müze atmosferinden ziyade günlük Lefkoşa’nın havası hissedilebilir.
Konum

Lüzinyan Evi

Lusignan House (Lüzinyan Evi), Lefkoşa mimarisinin adanın yöneticileriyle birlikte nasıl değiştiğini gösteren ilginç örneklerden biridir.

Yapının ana bölümü Lüzinyanlar dönemine aittir ve yaklaşık XV. yüzyıla tarihlenir. Kentin Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçmesinden sonra ev kullanılmaya devam etti ve yeni konut mimarisi anlayışına uyarlanarak değiştirildi.

Bunun sonucunda aynı yapıda gotik taş unsurlar ile ahşap yapılar da dâhil olmak üzere Osmanlı evine özgü ayrıntılar bir arada bulunur.

Günümüzde burada, tarihi bir konutun mimarisini içeriden görme imkânı sunan bir müze faaliyet göstermektedir.
Konum

Derviş Paşa Konağı

XIX. yüzyıl Lefkoşa’sında varlıklı bir şehir evinin nasıl göründüğünü anlamak için Derviş Paşa Konağı ziyaret edilmelidir.

Konak, tarihi Arabahmet Mahallesi’nde yer alır. Sahibi, Kıbrıs’ın sosyal yaşamında öne çıkan bir isim ve Zaman gazetesinin yayıncısı olan Derviş Paşa’ydı.

Ev, iç avlunun etrafında inşa edilmiş olup taş alt katı daha hafif üst kat yapılarıyla birleştirir. Günümüzde burada bir etnografya müzesi faaliyet göstermektedir.

Odalarda geleneksel mobilyalar, kıyafetler, ev eşyaları ve XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarında varlıklı bir ailenin günlük yaşamını hayal etmeyi sağlayan diğer nesneler sergilenir.
Konum

Arabahmet Mahallesi

Arabahmet, tek bir turistik yerle değil, bütün bir şehir dokusuyla ilgi çekicidir.

Osmanlı döneminde Lefkoşa’nın varlıklı sakinleri burada yaşardı. Bu nedenle mahallede iç avlulu, ahşap cumbalı ve karakteristik cephelere sahip eski evler korunmuştur.

Burada Arabahmet Camii ve Derviş Paşa Konağı bulunur. Ancak en ilgi çekici şey, ana turistik sokaklardan ayrılıp birkaç mahalle boyunca yürümektir.

Tarihi evlerin bir kısmı restore edilmiş, diğerleri ise eski şehrin XX. yüzyıldaki kaderinin ne kadar karmaşık olduğunu hâlâ hatırlatmaktadır.
Konum

Arasta — Eski Lefkoşa’nın alışveriş sokakları

Müzeler, camiler ve eski konaklardan sonra Arasta bölgesine geçmek gerekir. Burası küçük dükkânları, kafeleri ve atölyeleriyle eski şehrin tarihi ticaret bölümüdür.

“Arasta” kelimesi geleneksel olarak zanaatkârların ve satıcıların dükkânlarının yoğunlaştığı alışveriş sokaklarını veya dükkân sıralarını ifade etmek için kullanılırdı.

Günümüzde burada kıyafet, tatlı, baharat, hediyelik eşya ve çeşitli ürünler satılır. Bölge, Eski Lefkoşa’nın en hareketli yaya alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.

Arasta, rotayı tamamlamak için de uygundur: Buradan Büyük Han’a geri dönebilir veya eski şehrin kuzey kesimindeki diğer sokaklarda yürümeye devam edebilirsiniz.
Konum

Bir günlük Eski Lefkoşa rotası

Listelenen yerlerin çoğu birbirine oldukça yakın olduğundan, tarihi merkezin içinde arabaya neredeyse hiç ihtiyaç duyulmaz.

Uygun bir rota şu şekilde oluşturulabilir:

Girne Kapısı → Mevlevi Tekke → Samanbahçe → Atatürk Meydanı ve Venedik Sütunu → Büyük Han → Kumarcılar Hanı → Selimiye → Bedesten

Sıkça sorulan sorular

Lefkoşa’nın eski şehri nerede bulunur?

Lefkoşa’nın tarihi merkezi XVI. yüzyıldan kalma Venedik surlarının içinde yer alır. Günümüzde eski şehir BM tampon bölgesi tarafından ikiye ayrılmıştır; bu makalede anlatılan Girne Kapısı, Büyük Han, Selimiye Camii, Bedesten, Bandabuliya, Samanbahçe ve diğer turistik yerler şehrin kuzey tarafında bulunur.

Eski Lefkoşa gezisi için ne kadar zaman gerekir?

Başlıca turistik yerleri görmek için en az 3–4 saat ayırmak gerekir. Müzeleri ziyaret eder, Büyük Han’da mola verir, Arabahmet Mahallesi’nde yürür ve eski şehirde öğle yemeği yerseniz günün büyük bölümünü burada kolayca geçirebilirsiniz.

Eski Lefkoşa yürüyerek gezilebilir mi?

Evet. Burası Kuzey Kıbrıs’ta yürüyüş için en uygun bölgelerden biridir. Tarihi yapıların çoğu birbirine nispeten yakındır. Başlangıç için uygun nokta, buradan tarihi merkez boyunca Atatürk Meydanı’na, Büyük Han’a, Selimiye Camii’ne ve diğer turistik yerlere adım adım ulaşabileceğiniz Girne Kapısı (Girne Kapısı)dır.

Eski Lefkoşa’da mutlaka neler görülmeli?

Zamanınız kısıtlıysa Girne Kapısı’nı, Venedik Sütunu’nun bulunduğu Atatürk Meydanı’nı, Büyük Han’ı, Selimiye Camii’ni, Bedesten’i ve eski Bandabuliya Pazarı’nı görmeye değer. Bu rota üzerinde kentin mimarisinde Lüzinyan, Venedik, Osmanlı ve İngiliz dönemlerine ait eserlerin nasıl yan yana bulunduğu özellikle iyi fark edilir.

Selimiye Camii’ne şu anda girilebilir mi?

Evet. Uzun süren restorasyonun ardından Selimiye Camii Mayıs 2025’te yeniden açıldı. Burası ibadete açık bir cami olduğundan turistlerin ziyareti namaz vakitleri dışında mümkündür. Giriş ücretsizdir. Ziyaret sırasında kıyafet ve davranışla ilgili kurallara uyulmalıdır.

Büyük Han’a giriş ücretli mi?

Hayır. Büyük Han’ın iç avlusuna ve arazisine giriş ücretsizdir. Günümüzde eski kervansarayda zanaat atölyeleri, küçük dükkânlar, galeriler ve kafeler faaliyet göstermektedir.

Bedesten’e girilebilir mi?

Bedesten, Selimiye Camii’nin yanında yer alır ve günümüzde ağırlıklı olarak bir kültür alanı olarak kullanılmaktadır. İçeri girme imkânı etkinliklere ve çalışma düzenine bağlıdır; bu nedenle sürekli serbest erişim olacağını varsaymamak gerekir. Yapı dışarıdan bile gotik mimari ile daha sonraki değişikliklerin sıra dışı birleşimi sayesinde ilgi çekicidir.

Eski Lefkoşa’da nerede kahve içilir veya öğle yemeği yenir?

Kafeler doğrudan Büyük Han’ın avlusunda ve çevresindeki sokaklarda bulunur. Arasta bölgesinde ve tarihi merkezin çevresinde de çok sayıda küçük işletme vardır. Bu nedenle yürüyüşü Türk kahvesi, Kıbrıs tatlıları veya tam bir öğle yemeğiyle birleştirmek kolaydır.

Eski Lefkoşa’da pazar var mı?

Evet. Bandabuliya (Bandabulya), Eski Lefkoşa’nın tarihi belediye pazarıdır. Günümüzde burada küçük satış noktaları görülebilir ve kentin eski ticaret merkezinin atmosferi hissedilebilir. Pazar, Selimiye Camii ve Büyük Han’dan çok uzak değildir.

Araba nereye bırakılabilir?

Tarihi merkezde yürüyerek hareket etmek daha kolaydır. Surların içinde çok sayıda dar sokak ve yaya bölümü bulunduğundan arabayı eski şehrin yakınındaki otoparklardan birine bırakıp yürüyüşe devam etmek daha iyidir. Otoparklar Girne Kapısı çevresinde ve tarihi merkezin çevre hattında aranabilir.

Eski Lefkoşa’dan yürüyerek Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geçilebilir mi?

Evet. Tarihi merkezde Lokmacı / Ledra Street yaya sınır kapısı bulunur. Gerekli belgelerin bulunması hâlinde buradan BM tampon bölgesini geçerek Lefkoşa’nın güney tarafına ulaşabilirsiniz. Ancak bu geçiş, makalede anlatılan Kuzey Kıbrıs turistik rotasının bir parçası değildir.

Bu makaledeki turistik yerleri görmek için sınır kapısından geçmek gerekir mi?

Hayır. Makalede anlatılan tüm başlıca yerler — Büyük Han, Selimiye Camii, Bedesten, Bandabuliya, Kumarcılar Hanı, Mevlevi Tekke, Samanbahçe, Arabahmet, Girne Kapısı ve Atatürk Meydanı — Lefkoşa’nın kuzey tarafında bulunur. Bunları ziyaret etmek için Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarına geçmek gerekmez.

Eski Lefkoşa çocuklarla gezilebilir mi?

Evet. Başlıca turistik yerler arasındaki mesafeler kısadır ve rotanın önemli bir bölümü sakin tarihi sokaklardan ve yaya alanlarından geçer. Ancak yaz aylarında yürüyüşü sabah saatlerine veya günün ikinci yarısına planlamak daha iyidir: Merkezin bazı bölümlerinde gölge azdır ve taş sokaklar ile meydanlar çok ısınır.

Eski Lefkoşa’ya ne zaman gelmek daha iyi?

Uzun bir yürüyüş için ilkbahar, sonbahar ve kış ayları daha konforludur. Yaz aylarında sabah saatlerinde veya akşama doğru gelmek daha iyidir. Yalnızca mimariyi değil, çalışan atölyeleri, pazarı ve dükkânları da görmek istiyorsanız gündüz saatlerinde, hafta içi bir gün veya cumartesi gelmeyi tercih etmek daha uygundur.

Eski Lefkoşa’nın Girne ve Gazimağusa’dan farkı nedir?

Lefkoşa’da farklı tarihî dönemlerin bir arada bulunması özellikle belirgindir. Küçük bir alanda Lüzinyan dönemine ait gotik yapılar, Venedik tahkimatları, Osmanlı kervansarayları ve camileri, geleneksel yerleşim mahalleleri ve İngiliz sömürge mimarisi korunmuştur. Bu nedenle eski şehir tek bir turistik yerle değil, tarihî katmanların kendine özgü birleşimiyle ilgi çekicidir.

Yorumlar (0)