Cyprus, Nicosia

Bağışçıların açıklanmasının reddedilmesi, devlet kurumlarına olan güveni yeniden sarstı

01.02.2026 / 09:45
Haber Kategorisi

Baş Hukuk Servisi ile yapılan istişarelerin ardından Genel Denetçi’nin, Kıbrıs Parlamentosu’nun parlamenter denetim amacıyla bağışçıların isim listesini talep etmesine verdiği olumsuz yanıt, kamuoyunun devlet kurumlarına duyduğu güvenin neden kritik derecede düşük olduğunu bir kez daha gösterdi.

Karar, Sosyal Destek Fonu’nun girişimciler ve “yatırımcılar” ile etkileşimde bulunduğu ve taleplerin ilerletilmesi karşılığında bağış aldığı iddialarının yer aldığı sızdırılmış bir videonun ardından alındı. Kamuoyundaki yankıya rağmen, Başsavcılık ve Genel Denetçi, bağışçı verilerinin parlamenter soruşturma amacıyla dahi açıklanmaması gerektiği sonucuna vardı.

Böylece, şirketlerin kişisel verilerinin korunması gerekçesiyle parlamenter denetim fiilen engellenmiş oldu. Kararı eleştirenler, bu yaklaşımın özel çıkarları şeffaflık, hesap verebilirlik ve demokrasinin sağlıklı işleyişinin önüne koyduğunu belirtiyor.

Özellikle şu hususlar soru işaretleri yaratıyor:

  • siyasi partiler bağışçılarını açıklamak zorundayken fonun böyle bir yükümlülüğünün olmaması;
  • devletle iş ilişkisi bulunan şirketlerin aynı zamanda yüksek tutarlı bağışlar yapmış olabileceği;
  • veri paylaşımının reddinin kanunen yalnızca ulusal güvenlik veya dış politika tehdidi durumlarında mümkün olması — ki bu vakada böyle bir gerekçe sunulmadı.

Daha önce Sayıştay, özel fona yapılan katkıların bağışçılar ile yürütme organı arasında özel ilişkiler için zemin oluşturduğunu ve çıkar çatışması ile olası yolsuzluk şüphelerini doğurduğunu belirtmişti. Video, bağışların yetkililerden öncelikli ilgi elde etmek için nasıl kullanılabileceğini açıkça göstererek bu endişeleri daha da artırdı.

Buna rağmen Başsavcılık, 2023 yılında fonun 6,4 milyon avro toplamasına karşın “verilerin açıklanması için hukuki bir dayanak bulunmadığı” sonucuna vardı. Eleştirmenlere göre bu durum, yürütme üzerindeki şeffaflık eksikliğini ve denetimsizliği fiilen meşrulaştırıyor.

Mevcut durumda sorumluluk yeniden parlamentoya yükleniyor — anayasal yetkilerini kullanarak bilgi açıklanmasını talep edebilecek ve konuyu siyasi düzeye taşıyabilecek olan da odur. Mevcut yönetim modelinin çözdüğünden daha fazla sorun yarattığı iddiasıyla, fonun tasfiye edilmesi ve işlevlerinin diğer devlet kurumlarına devredilmesi yönündeki çağrılar giderek artıyor.

Yaşananlar ışığında, topluma hesap verme gereği duymayan, şeffaflığı demokrasinin temeli değil bir engel olarak gören bir iktidar sistemi görüntüsü giderek daha belirgin hale geliyor. Endişeler yalnızca yürütmenin tutumuna değil, eleştirmenlere göre sorumluluklarını yerine getiremeyen kurumların rolüne de uzanıyor; bu da güven krizini ve demokratik istikrarsızlığı derinleştiriyor.

Yalnızca kayıtlı kullanıcılar yorum bırakabilir. Yorum yapmak,hesabınıza giriş yapın veya yeni bir tane oluşturun →